18. 1001 FESTİVAL AFİŞİ
FESTİVALİ TAKİP ET!

Sula Bozis’le “Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar” kitabıyla ve 17. 1001 Belgesel Film Festival’inde gerçekleştireceği panelle ilgili konuştuk…

sula_bozis Bu sene Türkiye Sineması'nın 100. yılı kutlanıyor. Türkiye sinemasının tarihsel başlangıcı Fuat Uzkınay’ın, çekmiş olduğu 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Ayastefanos’ta (bugünkü Yeşilköy) yapılan barış antlaşmasının anısına Rusların dikmiş olduğu anıtın yıkılış görüntüsü filmiyle başladığı varsayılıyor ama bir başka görüşe göre de Osmanlı döneminde sinemaya başlayan Manaki Kardeşler başlangıç olarak kabul ediyor. Kitabınızda Rum kameraman Dimitris Meravids’in Cinema Pathé için belge filmler çektiğini belirtmişsiniz, buradan yola çıkarak, Türkiye’de sinemanın tarihi daha da geriye gidebilir mi?
Türkiye sinemasının tarihsel başlangıcı üstüne kanımca yeniden düşünmemiz gerekiyor. Bir taraftan balkanlarda, 1905’te Grevena şehrinin köylerinden olan Avdela’daki ve çevresindeki köylerin günlük yaşamını filme çekmeye başlayan Manakia kardeşlerin çalışması Osmanlı sinema tarihi açısından çok önemle belgeler. Diğer taraftan Fenerli bir Rum ailenin oğlu olan Dimitris Meravidis 1882’te Fener’de doğup ünlü Fener Rum Lisesi’ni bitirdikten sonra fotoğraf ve telekomünikasyon dalında eğitim almak için 1900 Paris’e gider Lumière Kardeşlerin yanında sinema eğitime alır. 1903’te İstanbul’a dönerken, yanında Pathé marka bir çekim ve projeksiyon makinesi getirir. Bu iki örnek Türkiye sinemasının başlangıcını daha eski tarihlere götürmektedir.


1960’lı, 70’li yıllardan bu yana sinemayla ilgileniyorsunuz, bu dönemle karşılaştıracak olursak, 70'li yıllarda belgesel yapmanın zorlukları neydi? (1977 Taksim 1 Mayıs’ında çektiğiniz ve diğer belgeselleri düşünerek)
70’li yılarda hem belgesel hem konulu film yapmanın birçok zorluğu vardı. Finansman zorlukların başındaydı. Negatif bulmak bir diğer sorundu. Tabi sansürü de unutmamak gerekiyor. Ben tiyatro ve sinemada kostüm tasarımı dalında çalıştım. 8 sene önce yitirdiğimiz eşim Yorgo Bozis’in ilgi alanı belgeseldi.


rum_sinemacilar“Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar” kitabında da Pera, Bomonti ve Taksim’in çok renkli karelerine tanık oluyoruz. Seyyar sinemalar, açık kıraathaneler-meyhaneler.. Taksim Belgeseli’ndeki görüntüleri de göz önüne alarak, Bomonti-Taksim’in değişim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz, hem sosyal yaşam hem de mekânsal değişim olarak? Bu bağlamda “Taksim Belgeseli”nin de hikâyesini duymak isteriz sizden…
Sinema Paris’ten Osmanlı başkenti İstanbul’a, -her hangi bir semtine değil, Batı’ya açık penceresi olan Pera’ya gelir. Bu yeni sanat olayının bu kosmopolit semtte sergilenmesi doğaldı. 19 y.y sonu ve 20 y.y başlarında Pera’daki nüfusu incelerken, büyük çoğunluğunu oluşturan Rumların yanı sıra Levantenlerin, Osmanlı yöneticileri ile ailelerinin, Ermenilerin ve başka etnik grupların yaşadığını görürüz. İlk dönem sinema salonu işletmecileri ve yöneticileri Rumlardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında Rum cemaatinin zaman zaman yaşadığı olumsuz şartlar sonucu sayıca azaldı. Süreç içinde hem sosyal yaşamda hem de mekânsal alanda varlını yitirdi. “Taksim Belgeseli” 20 y.y ilk çeyreği bitiminde Taksim’deki bir çeşit kır kahve-birahanelerine, ailece hoşça vakit geçirmeye gidenlerin görüntüsü, günümüzde sosyolojik araştırma konusu olmaya açıktır.


17. Uluslar arası 1001 Belgesel Film Festivali kapsamında gerçekleştireceğiniz “İstanbul’un Rum Sinemacıları” atölyesini eşiniz Yorgo Bozis’e ithaf ediyorsunuz, onun da kurucularından olduğu “Sinematek ve Genç Sinema Hareketi” sürecini anlatır mısınız?
1965 sonbaharında İstanbul’da Sinematek’in, kurulması ile eşim Yorgo Bozis ile birlikte üye olduk ve dünya sinemasından sergilediği tüm örnekleri izlemeye başladık. Sinematek üyesi, 30-40 sinema tutkunu genç aralarında Jak Salom, Üştün Barışta, Yorgo Bozis, Mutlu Parkan, Veysel Atayman, Engin Ayça, Mustafa Irgat, Tanju Akerson, Yakup Barokas, Ahmet Soner, Altan Yalçın, Osman Ertuğ, Ümit Asçı, Artun Yeres “Sinema Platformu” hareketini oluşturdular, süreç içinde Erden Kıral, Koray Arca ve diğer genç sinemacıların katılımı ile çalışma grubu genişledi. Amaçları toplumsal bir sinema yaratmaktı. 50’ye yakın politik belgesel yaptılar. Genç Sinema (1968-1971) ve Çağdaş Sinema (1974-1975) dergilerini çıkardılar.


Festival kapsamında gerçekleşecek olan “İstanbul’un Rum Sinemacıları” etkinliğine gelenleri tam olarak ne bekliyor?
“İstanbul’un Rum sinemacıları” etkinliğinde ayna adlı kitap ve Taksim belgeseli üstüne bir söyleşi yapacağım.


Son olarak Türkiye’deki belgesel sinemanın sürecini de düşünecek olursak, belgesel sinemanın kendine özel festivali/leri olması sizce önemli mi, bu bağlamda 1001 Belgesel Film Festivali sizin için ne ifade ediyor?
1001 Belgesel Film Festivali, Belgesele gönül vermiş genç sinemacıların eserlerini sunacağı, tartışmaya olanak sağlanacak bir ortam yaratan, önemli bir platform oluşturacağına inanıyorum. Festivalin hazırlığında emeği geçen arkadaşları candan kutlarım.


Röportaj: Dilan Kaya


PANEL - Sula Bozis "İstanbul’un Rum Sinemacıları/Greek Cinematographers of Istanbul"
4 Aralık Perşembe 19:00 / Sismanoglio Megaro

rum_sinemacilar
Taksim’deki açık hava birahanelerinden bir kare

DUYURULAR
bsb_logo.png© 2015 18. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali | Belgesel Sinemacılar Birliği